Sivas İnternet, Sivas Tanıtım Eğitim ve Kültür Sitesi
 

 

$ alış

1.6711

$ satış

1.6792

 

alış

2.1032

satış

2.1133

site içi arama

 

ANA SAYFA

I

İLETİŞİM

I

 ÜYE

I

 EĞİTİM

I

SİVAS SİTELERİ

I

 SİTE EKLE

I

İLAN

I

FOTO GALERİ

I

İNDİR

I

ANTİK

 

KENTİMİZ SİVAS 

sivas hakkında
sivas ilçeler
köyler
sivas tarihi
ekonomik yapı
kültürel değerler
sivas folklorü
sivas meşhurları
kaplıcalar
tarihi yerler
coğrafi yapı
sivas yemekleri

 

Sivas link kategorileri

  TÜM LİNKLER
Resmi Kurumlar
İlçe web siteleri
Köy web siteleri
Medya TV
Ticari Kuruluşlar
Kişisel siteler
Siteni Ekle

 


acil telefon rehberi

  acil çağrı merkezleri
  sivas valiliği birimleri
  İl ilçe belediyeleri
  sivas kamu kurumları
  hastane sağlık ocakları
  basın TV gazeteler
  sivas milli eğitim
   okullar

 
dernek meslek vakıflar

  bankalar
  otobüs işletmeleri
 
firmalar market şirket

 sivas eczaneler
  bu gecenin nöbetci eczanesi
  sitede  41 kişi aktif

Google

 
 
SİVAS TARİHİ

Sivas uzun geçmisi bulunan ve konumu nedeniyle önemini sürekli koruyan bir sehirdir. Sivas'in bugünkü sinirlari içerisinde yer alan Hafik Gölü, Pilir Höyügü, Zara Tödürge Gölü kiyisindaki Tepecik Höyügü ile Kangal ilçesi Çukur Tarla ve Kavak nahiyesi Höyük degirmeninde Prehistorik buluntular elde edilmistir. Yildizeli Argaz Höyük ve çevresinde Kalkolitik çag (maden tas devri M.Ö. 5000-3500) ile Tunç Devri (M.Ö. 3000-1500) buluntulari elde edilmistir.

M.Ö. 2000 yili baslarinda Anadoluda ilk siyasal birligi kuran Hitit Imparatorlugu’nun  egemenlik siniri içine alindi. Merkez Tatlicak Köyü ile Uzuntepe Köyündeki Höyükler, Divrigi Maltepe Köyünde bulunan höyük ve Gürün Sugul vadisindeki Hititçe yazilar baslica Hitit yerlesim alanlaridir. Altinyayala ilçesine bagli Basören-Kusakli yöresinde ortaya çikarilan Serissa Kenti önemli bir Hitit sehridir. Sivas Merkez Karalar köyü sinirlari içerisinde yer alan Kepez tepesi (1960 m) üzerinde yer alan ve Sebestia’yi gören kale kalintilari da Hititlere aittir.

Balkanlar üzerinden Anadolu'ya gelen Frig’lerin Hititleri ortadan kaldirmalari sonucu Sivas'ta Frig egemenligine girmistir. Frig yerlesimi Hitit yerlesim alanlarinin üst katlarinda görülmektedir. Lidya’lilar zamanindaki meshur Kral Yolu da Sivas'tan geçmektedir.Asurlulardan sonra huriler, Sakalar ve Medler’i yönetimleri altina alan Persler’in (I.Ö.VI. yy.) eline geçti. Pers Devletini yikan Büyük Iskender, burasini kendi imparatorluguna katti.(I.Ö. IV. yy.), Iskender’in ölümüyle baslayan Helenistik dönemde önce merkezi kayseri olan Kappadokia, sonra da Pontos Kralligina geçti. Pontos kraliçesi Pythodoris’in  “Sebasteia” adini verdigi kent, Roma (I.Ö. I. yy.), Imparatorlugunun ikiye bölünmesi üzerine (I.S.395) de dogu Roma olarak ayrilan Bizans Imparatorlugunun yönetimine girdi. ilin isminin Hitit Kavmi olan sibasip adindan geldigi gibi, Roma Imparatoru Aguste tarafindan sehre yunancada sehir manasina gelen "Sebasteia" adinin verildigi ve yine Selçuklular zamaninda üç degirmen anlamina gelen "Sebast" kelimesinden geldigi de rivayet edilmektedir.

 Bizanslilarin “Sebastos” adiyla andiklari sehir, VII. yy ilk yarisinda Sasanilerin eline geçmis daha sonra ikinci yarisinda (I.S. 692) da Islam ordularinin akinina maruz kalmistir.. 1059'da Anadolu'ya giren Türkmen güçleri ve 1064'te Alparslan'in önünden kaçan Selçuklu sehzadesi Elbasan Sivas yöresinde kisa süre hakimiyet saglamissa da, bölgenin Türk egemenligine girmesi ancak 1071 Malazgirt Zaferinden sonra gerçeklesti  Sonra Emir Danisment Gazinin Bizanslilardan aldigi Sivas’i, Danismentliler beyliginin topraklarina katti. Danismend lakabiyla söhret kazanan, Gümüstekin Ahmet Gazi 1080 yilinda Sivas’a geldiginde sehrin sosyal ve ekonomik açidan harap bir halde oldugunu görmüstür. Zira R. Diogenes’in Ermeni prenslerinin hakimiyetinde olan sehri isgal ettigi ve yagmalatip halki kiliçtan geçirdigi bilinmektedir.

Bizanslilarinda karistigi taht ve egemenlik kavgalari sirasinda Anadolu Selçuklulari ile Danismend’liler arasinda sürekli el degistiren Sivas, 1172 yilinda Selçuklu Sultani II. Kiliç Arslan Emir Zulnun üzerine yürüyüp bassehri olan Sivas'i almis, daha sonra sultan, Sivas ve Tokat havalisini Zulnun'a geri vermistir. Fakat 1174'de Nureddin'in vefati üzerine, yardimdan mahrum kalan Zulnun II. Kiliçarslan'a karsi mukavemet edememis ve Sivas Selçuklu Sultani'nin eline geçmistir. 1175'de Sivas böylece kesin olarak Selçuklu devleti hakimiyetine girmistir. II. Kiliçarslan, topraklarini iki oglu arasinda paylastirdigi sirada (1158) Sivas ve Aksaray'i büyük oglu Kubdeddin Meliksah'a vermistir. Tokat emiri olan kardesi Rükneddin Süleyman, daha sonra Meliksah'tan Sivas ve Konya'yi alarak Selçuklu Devleti'nin bütünlügünü yeniden sagladi ve Sivas, devletin en mühim sehirlerinden biri halini aldi.

 Daha sonra I. Izzeddin Keykavus tahta çikinca amcasi olan Erzurum hâkimi Mugiseddin Tugrul Sah bunu tanimayarak Izzeddin Keykavus'u Sivas'ta kusatmis, ancak Harran ve Ruha Meliki Asraf bin Adil'in yardim göndermesi üzerine Tugrul Sah çekilmek zorunda kalmistir. Izzeddin Keykavus Sivas'i merkez yapmis ve bu sehirde, daha önce uzun süre kalmistir. Izzeddin Keykavus Anadolu'nun ilk Tip Fakülteleri'nden olan Sifaiye Medresesi'ni 1217 yilinda Sivas’ta açmistir. Darüssifa adi da verilen bu medresede; ruh, cilt ve göz hastaliklari bölümleri vardi.

Izzeddin Keykavus 1220 yilinda Sivas'ta ölmüs ve vasiyeti üzerine Sifaiye Medresesi içindeki türbeye gömülmüstür. I. Izzeddin Keykavus'tan sonra tahta geçen Alaaddin Keykubat'ta Sivas'in imarina devam etmis bu arada Mogol istilasini dikkatle izleyen sultan sehrin kale ve surlarini tamir ederek yikilan yerlerini yeniden yaptirmistir . Bu hükümdar zamaninda Sivas'in Nüfusunun 120.000'e vardigi söylenir. Bu dönem Anadolu Selçuklularinin en parlak dönemi olmustur.

Fakat, çok geçmeden Mogollar'in Anadolu'ya akinlari ile durum degisti. 1231-1232 yillarinda Çermagon Noyin Kumandasinda Sivas'a kadar uzanan Mogollar sehrin kale disi mahallelerini yakip yiktilar ve birçok genimet alip götürdüler. bunlari Erzurum'a kadar takip eden Emir Kemalettin Mogollar'a yetisemedi. Sivas'in kesin olarak Mogollar tarafindan alinmasi 1243 yilinda oldu.

Kösedagi Savasi :

Mogollar Baycu Noyin kumandasinda Sivas'in 80 km. kadar kuzeydogusunda bulunan Zara-Susehri arasindaki Kösedagi'nda II. Keyhusrev'in ordusunu dagittiktan(26 Haziran 1243) sonra sehrin üzerine yürüdüler. Sivas Kadisi Kirsehirli Necmettin, baslangiçta Baycu Noyin'e basvurarak sehri yakilip yikilmaktan kurtardi, halkin kiliçtan geçirilmemesini sagladi, ancak; Sivas Mogol askerleri tarafindan 3 gün yagma edildi. Baycu Noyin'in emri üzerine sehrin bütün kapilari kapatilarak yalniz Erzincan kapisi açik birakildi. Kösedag Savasi ile Anadolu Mogol hakimiyetine girmis oldu.

Ilhanli nüfuzu altinda Selçuklu hakimiyetinin devam ettigi XIII. yüzyilin 2. yarisinda Sivas siyasi kararsizliktan çok sikinti çekti. Bununla beraber, bugüne kadar gelen en degerli abidelerin bu sirada yapilmis olmasi ayrica dikkati çekmektedir.

1298'de Ilhanlilar'a karsi isyan eden Sülemis önceleri muvaffak oldu, hatta Sivas'i bir ay süre ile muhasara ederek zaptetti ise de, sonunda maglup oldu. XIV. yüzyilin basindan itibaren Anadolu, Ilhanlilarin gönderdikleri Valiler tarafindan idare edilmeye baslandi (1303-1304). Bu valiler Selçuklu bassehri Konya'yi degil de daha merkezi durumda, temas imkani daha kolay olan Sivas'i merkez seçerek, müstakilmis gibi yasadilar. Bu siralarda Sivas'in çok önem kazandigi anlasilmaktadir. Abu'l-Fida XIV. yüzyilin ilk yarisinda Sivas'i pek çok tüccari bulunan, meshur bir sehir olarak tasvir eder. Hamd Allah Al-Mustavfi Sivas'in zahire, meyve ve pamugunun bol oldugunu söyler (Sivas'ta pamuk yetistigi ifadesi hatali olup Cihannümaya kadar, daha baska bir takim kaynaklarca da tekrarlanmistir.).

Heyd, (Histoire Du Commerce Du Levant 1923) XIII. yüzyilda Konya, Suriye ve Irak tacirlerinin burada toplandiklarini, XIV. yüzyilda Sivas'in Avrupa ile baglanti halinde oldugunu ve burada bir Ceneviz Konsolosu bulundugunu kaydeder

XIV. yüzyilin ilk yarisinda Sivas'i ziyaret etmis bulunan Ibni Batuta, Seyahatnamesi'nde Sivas'i "Irak Melikinin Anadolu'daki sehirleri içinde en büyük olani" diye anlatir. Sehrin insa tarzinin güzel, sokaklarinin genis, çarsilarinin kalabalik oldugunu söyler. Bu sirada Sivas, Ilhanli hükümdari Abu Said Bahadir Han'in Naibi olarak Anadolu'nun büyük bir kismini idare eden Emir Alaaddin Eratna hakimiyetinde bulunuyordu. Eratna daha sonra Memlük hükümdarinin himayesine geçmis ve Sivas ile Erzincan arasinda Karanbük'te Timurtas'in oglu küçük Seyh Hasan'i bozguna ugratarak (1343) Sivas'ta istiklâlini ilân etmis, devletine merkez olarak da Sivas'i seçmistir. Eratna memleketini güzel idare ederek Ilhanli tahakkümünden bikan halki memnun etmis, sukûneti saglamis, adaletinden dolayi halk kendisine Köse Peygamber ismini vermistir. Sivas, Kayseri, Nigde, Aksaray, Ankara, Develi, Karahisar, Amasya, Tokat, Merzifon, Samsun, Erzincan, Sarkkikarahisar ve Çorum'dan ibaret bir devlet kuran Eratna Bey, âlim bir hükümdan olup, Arapça konusurdu.

1352 yilinda vefat eden Eratna'nin yerine iki oglundan biri olan Mehmet Bey geçti. Diger oglu Cafer Bey Misir'a kaçti, bir ara Mehmet Bey'e karsi veziri hoca Ali Sah isyan ettiyse de Memlûklû'larin yardimi ile bertaraf edildi, 1365'de Mehmet Bey katledilerek yerine oglu Ali Bey getirildi. Ali Bey eglenceye düskün bir hükümdardir. Onun devrinde merkezin hakimiyeti gittikçe zayifladi. Valiler kendi baslarina hareket ettiler. Bunu firsat bilen Karamanoglu Kayseri'yi zaptederek Ali Bey'i Sivas'a kaçirtti. Kayseri Kadisi olan Kadi Burhaneddin, Ali Bey ile beraber Sivas'a kaçti ve ona vezir oldu. 1380'de ölen Ali Bey'in yerine oglu II. Mehmet Bey getirildi. Pek küçük olan Mehmet Bey'i Kadi Burhaneddin tahttan indirdi ve hükümdârligini ilân etti. Eratna ailesi yarim yüzyil hüküm sürmüs, pek çok sikke (para) bastirmis, Sivas, Kayseri ve Tokat'ta bazi eserler yaptirmistir.

Kadiliktan hükümdarliga çikan bu cesur ve âlim adamin babasi Oguzlarin Salur kolundandir. Ana tarafindan ise Selçuklu devleti Maliye Naziri Bedrüddin Mahmud'un kiz torununun ogludur. Kadi Burhaneddin Sam ve Misir âlimlerinden orta tahsil görmüs, memleketine dönünce de bir süre ders okutmustur. Eratna oglu Ali Bey'e vezirlik, Ali Bey'in küçük ogluna naiblik etmis ve onu tahttan indirerek hükümeti eline almistir (1380). Kadi Burhaneddin sonralari kendisine aleyhtar olan Eratna sülalesi ve Amasya Bey'i Ahmet, Tokat Bey'i Seyh Necip, Karaman oglu ve Erzincan hakimi ile mütemadiyen ugrasmis, Memlûk ve Osmanlilarla da çarpismaktan geri kalmamistir. 1389'da Sivas'i 40 gün muhasara eden Memlûklular'i çekilmeye mecbur ettigi gibi Çorum taraflarinda Yildirim Beyazit'in ordusunu da maglup etmistir. Kadi Burhaneddin eski müttefiki Akkoyunlu Beyi Kara Yülük Osman üzerine açtigi bir savasta rakibini küçümsemis ve bu küçümseme hayatina mal olmustur (1398).

Timur tehlikesine karsi Memluklular'in ve Osmanlilarin dikkatini çeken Kadi Burhaneddin'in âni ölümü üzerine yerine Küçük oglu Alâaddin geçirildi ise de, Timur tehlikesine karsi sehir Osmanlilar'a teslim edildi.

Kadi Burhaneddin gençliginde askeri terbiye görmüs, spor yapmis, âlim kiyafeti yerine asker elbisesi ile gezmeyi tercih etmis, kis geceleri ilmi tetkiklerdebulunarak kitaplar ve siirler yazmistir. Türkçe, Arapça, Farsça siirleri vardir. Türkçe olan bir divani (British Museum) da olup fotograflarla alinmis bir nüshasi Necip ASIM Bey'in tesebbüsü ile Ankara Milli Egitim Bakanligi Kütüphanesi'ne konulmustur. Bu divanin bazi parçalari 1922 yilinda Istanbul'da da basilmistir. Timur istilasini göz önünde tutan Kadi Burhaneddin, sehir surlarinin yanina derin hendekler açtirmis ve kaleleri tamir ettirmistir.

TIMUR'UN SIVAS'I ISTILASI

Büyük bir ordu ile Anadolu'ya giren Timur, Yildirim Beyazit ile karsilasmadan önce Erzincan üzerinden, 180.000 kisi ile sehri ansizin kusatti. Kalede 4000 kisi vardi. Yildirim Beyazit'in oglu Sehzade Emir Süleyman kuvvet getirmek amaciyla sehirden çikti. Kusatilan sehre disaridan top ve mancilik yagdirildi, surlara lagim atilarak büyük gedikler açildi. Sehir ancak 18 gün dayanabildi, kan dökülmemek sarti ile teslim olan müdafiler diri diri topraga gömüldüler, sehir üç gün yagma edildi.

1402 yilinda Timur'un Yildirim Beyazit ile olan muharebesinde Yildirim'in maglup edilmesi üzerine de Sivas Timur idaresine geçmis oldu. Bu devirde Sivas çok harap edildi, bir kötülügü ifade etmek için su sözü deyim olarak Sivaslilar yillarca söyledi. "Sana öyle bir kötülük edeyim ki Timur Sivas'a etmemis ola".

Timur'un tarihçisi Serafettin Yazdî, Sivas surlarinin çok saglam oldugunu, kuzey, güney, dogu ve batinin hendeklerle kusatilmis oldugunu, 7 kapisinin bulundugunu kaydeder. Evliya Çelebi'nin tasviri de bu hükmü desteklemektedir. A. Gabriel'de Timur'un Sivas surlarini tamamen yikmadigini, kale bedenleri ile kapilari tahrip ettigini yazar.

 

Timur'un Anadolu'yu istilâsindan sonra Kadi Burhaneddin'in damadi olmasi muhtemel Mezit Bey Sivas'i elinde bulunduruyordu.

 

Tarihte Fetret Devri diye anilan bu devirde Osmanli birligini saglayan Çelebi Mehmet Amasya'da oturmaktaydi. Sivas, Tokat, Samsun, Çorum sancaklari da Amasya'ya baglidir. (1413)

Mezit Bey topraklarini genisletmek için harekete geçince Amasya'da bulunan Çelebi Mehmet, Beyazit Pasa'yi onun üzerine göndermis ve Mezit Bey Sivas'ta yaptigi siddetli bir savunma savasindan sonra teslim alinarak Amasya'ya getirilmis ve hayati bagislandiktan sonra uzun yillar devlet hizmetinde bulunmustur.

Hüseyin Hüsamettin, Amasya tarihinde, Mezit Bey'in Sivas hakimiyetinin 1408 yilina kadar sürdügünü kaydetmektedir. Sivas'in harap olan kalesi Çelebi Sultan Mehmet tarafindan 1418 yilinda Ak Bey eli ile tamir ve ihya edilmistir.

 

1509 yilinda Sivas, Amasya, Tokat, Çorum yöresi siddetli bir zelzele geçirmis, halk 45 gün disarida kalmistir.

Yavuz Sultan Selim, Sah Ismail üzerine giderken ordunun bir kismini Sivas ile Kayseri arasinda birakarak Susehri üzerinden Safevi topraklarina girmistir.

 

1527 yilinda Baba Zülnun ile Sülün oglu taraftarlari ayaklanarak Karaman ve Sivas Beylerbeyligi ordularini bozguna ugratmislardir. Uzun ugrasmalardan sonra Diyarbakir ve Adana Beylerbeyi taraftarlari ile birlikte bu isyan bastirilmistir.

 

Daha sonra II. Beyazit devrinin sonunda, sehzadeler isyani sirasinda vaziyetin kararsizligindan istifade ederek Anadolu'da genis sahalara yayilan Sahkulu hareketini bastirmak üzere memur edilen Vezir-i âzam Hadim Ali Pasa Sivas havalisinde Gökçay mevkiinde çarpisma sirasinda ölmüstür. Sakîler de dogu hudutlarina çekilerek Sah Ismail ile birlesmislerdir.

Osmanli hakimiyeti altinda Sivas büyük bir eyalet merkezi olmustur. XVI. yüzyilda Eyalet-i Rûm (Anadolu Eyaleti) denilen Sivas eyaleti, Pasa Sancagi olan Sivas'tan baska Amasya, Çorum, Yozgat, Divrigi, Samsun ve Arapkir Livalarini ihtiva etmek üzere Orta Firat havalisinden, Orta Karadeniz bölümüne kadar uzaniyordu.

XVII. yüzyilda basa geçen padisahlarin çogunun dirayetsiz olmasi nedeni ile Anadolu'da isyanlar birbirini takip etmistir. Sivas ve yöresi isyanlarin merkezi durumuna gelmistir. Kapikulu ve Timarli askerlerin bozulmasi, rüsvet, iltimas ve haksizliklar ile uzun süren harpler sonucu bu isyanlar çikmistir. Yukaridaki sebeplerin yogunlastigi bir sirada Yozgatli Celal adli bir eskiya, etrafina topladigi binlerce adami ile ilk isyani çikarmis, bundan sonraki isyanlarin hepsine Celâli Isyanlari denilmistir. En önemlileri Karayazici Delihasan, Canbolatoglu, Kalenderoglu, Abaza Mehmet Pasa ve Vardar Ali Pasa isyanlaridir.

 

Iran savaslari sirasinda, 1635 yilinda, Padisah IV. Murat bir ara Sivas'a gelmistir.

 

XVIII. yüzyilin ikinci yarisinda Sivas, zaman zaman Çapanogullari'nin tesiri altinda kalmis, Valiler ve Derebeylerinin devlete karsi baskaldirma hareketlerinden çok zarar görmüstür. Bu zamanda Sivas'in ekonomik önemi ile beraber nüfusu da azalmistir.

 

XIX. yüzyilda Tanzimat ve Mesrutiyet devirlerini önceki dönemlere nispetle daha sakin geçirmis ve oldukça verimli çalismalar yapilmistir. Halil Rifat Pasa'nin yol davasindaki büyük çalismalari "Gidemedigin Yer Senin Degildir" sözü ile deger bulmustur.

 

Resit Akif Pasa devlet idaresine sagladigi hürmet ve güvenle, Muammer Bey'in okul yaptirma açtirma yolundaki çabalari sükranla anilmaktadir

 

500 yillik bir süreden sonra, Timur'un yiktigi ve harap ettigi Sivas'a belirli bazi eserler yapilmis ve Sivas bu sekilde Cumhuriyet Hükümetine teslim edilmistir.

Sivas Osmanli Imparatorlugunda eyalet merkezi haline getirilerek Amasya, Çorum, Tokat kismi olarak Malatya ve Kayseri illeri Sivas'a bagli birer sancak olmustur. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde belirtildigi gibi Sivas zamaninin en önemli eyaletlerinden biridir (40 ilkokul, 1000 dükkan, 18 han, 40 kadar çesmesi oldugundan bahsedilir.

Sivas'a birçok vali atanmis, bunlar içinde belki de ismi hiç unutulmayacak olan Halil Rifat Pasanin yaptirdigi birçok yollar, köprüler, hanlar ve konaklar halen halkimizin hizmetindedir. Tarihin kaydedildigi zamandan beri önemli bir yerlesim merkezi olan Sivas, asirlar boyunca önemini korumus ve özellikle Milli Mücadele yillarinda milli mücadeleye baslangiç olmasi ona tarihin en kiymetli degerini vermistir.

 

.        MILLÎ MÜCADELEDE SIVAS [1]

Sivas Kongresi Niçin Toplandi?

Kasim 1914'de girdigimiz Birinci Dünya Savasi'ndan yenik çiktik. Savas sona erdiginde milyonlarca kilometrekare topragi ve yüzbinlerce insanimizi kaybetmis olarak Anadolu topraklarina çekildik. Türkleri, Anadolu'dan da atma projesi devreye sokuldu. Mondros Ateskesinin uygulamaya konulmasi sonucu Musul, Istanbul, Bogazlar, Dogu Trakya, Iskenderun, Maras, Urfa, Antep, Batum, Adana, Antalya, Kusadasi ..vd. Anlasma( Itilaf) devletleri'nin isgaline ugradi. Anadolu içlerine ve kiyilarina askerî birlikler çikardilar.

Ermeni ve Rum azinlik, isgal ordularini çosku ile karsiladiklari gibi ülkenin çesitli yörelerinde taskinliklarini, katliamlarini sürdürdü. Paris Baris Konferansi karari geregince Yunanlilarin Izmir'i isgali, bardagi tasiran son damla oldu.

Henüz Balkan ve Birinci Dünya Savasi yaralarini sarmadan Anadolu topraklarinin da isgale ugramasi, Türk halkini karamsarliga düsürdü. Isgaller ve azinliklarin tutumu karsisinda, ülke yöneticileri siyaset yoluyla sorunu asacaklarini düsünürken, aydinlar arasinda Amerikan, Ingiliz, Fransiz ‘manda' egilimleri bas gösterdi.

Manda düsüncesini savunanlara göre: “ Alman destegi altinda Anlasma devletlerine yenilen Osmanli Devleti, bu güçlü devletlere karsi tek basina bir mücadele yürütemezdi ”. Mevcut durum karsisinda ulusa olan güven duygusunu yitirenler: “ isgallere karsi direnis, yeni isgallere yol açar ” diye düsünüyorlardi. Ulusal tepki ve direnisler Istanbul basininda elestirilmekte, Istanbul Hükümeti tarafindan ise siddetle uyarilmaktaydi.

Atatürk, bu durum karsisinda Türk ulusuna duydugu güvenle: “ Memleketi bu müthis badireden kurtarmak için yalniz bir kuvvetin temini lazimdir: milletin birligi ” diyerek, bagimsizlik yolunda ilk yöntemi açikliyordu. Birligi saglamanin yolu ise ulusal bir kongreden geçiyordu. Ulusun temsilcileri bir araya gelecek ve ülkenin içinde bulundugu duruma bir çözüm getirecekti. Bu çözümün kararlari Sivas Kongresi'nde (4-11 Eylül 1919) alinacaktir.

Sivas Kongresi Nerede Kararlastirildi?

9. Ordu Müfettisi olarak, asayisi düzeltmek göreviyle Samsun'a çikan Mustafa Kemal Pasa Ali Fuat (Cebesoy), Rauf (Orbay) ve Refet (Bele) ile Amasya'da bulustu. Amasya Genelgesi için Kazim Karabekir Pasa ve diger ilgililerin onayi alindi. 21 / 22 Haziran 1919'da yayimlanan genelge, illerin askerî ve mülkî yöneticilerine telgrafla, Istanbul'daki bazi devlet adamlari ve komutanlara ise özel mektup ekinde ulastirildi.

Amasya Genelgesi “ Vatanin Bütünlügü Milletin Bagimsizligi Tehlikededir ” uyarisi ile basliyor ve “ Milletin Bagimsizligini Yine Milletin Azim ve Karari Kurtaracaktir ” çözüm önerisi ile sürüyordu.

Sivas Kongresi karari, genelgede söyle belirtiliyordu: “ Milletin istiklâlini kurtarmak için, her türlü tesir ve baskidan uzak bir millî heyetin kurulmasi gerekmektedir. Bunun için yazismalar sonunda, Anadolu'nun en güvenilir yeri Sivas'ta Millî Kongre'nin toplanmasi kararlastirilmistir. Firka (parti) anlasmazliklari gözetilmeden her sancaktan, halkin güvenini kazanmis üç murahhasin (delegenin ), mümkün olan çabuklukla yola çikarilmasi gerekir. Her ihtimale karsi bunun bir ‘millî sir' olarak tutulmasi ve gereken yerlerde yolculugun degisik adla ve kilikla yapilmasi lâzimdir.

Müdafaai Hukuki Millîye Cemiyetleri ve Belediye Baskanliklarinca murahhaslarin seçilmesi ve yola çikarilmasi hakkinda, vatanseverlikle yardimci olmanizi; ve onlarin adlariyla yolculuk tarihlerinin telgrafla bildirilmesini istirham eylerim .”

Mustafa Kemal Pasa Sivas'ta ( 27 Haziran 1919)

Erzurum Kongresi'ne katilmak üzere Erzurum'a gitmekte olan Mustafa Kemal Pasa, 27 Haziran 1919 günü Sivas'a geldi. Israrla Istanbul'a çagirildigi, emirlerinin dinlenilmemesi için genelgeler yayimlandigi, tutuklama söylentilerinin dolastigi bir sirada geldigi Sivas'ta halk ve askerler tarafindan çoskuyla karsilandi. O ani kendisi Nutuk'ta söyle anlatir:

Sivas sehrine girerken, caddenin iki tarafi büyük bir kalabalikla dolmus, askeri birlikler tören düzenini almis bulunuyordu. Otomobillerden indik. Yürüyerek askeri ve halki selamladim... Bu manzara, Sivas'in saygideger halkinin ve Sivas'ta bulunan kahraman subay ve askerlerimizin bana ne kadar bagli ve sevgi ile dolu oldugunu gösteren canli bir tanik idi..

27 Haziran günü Sivas Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti yöneticilerine su direktifleri verdi: “ Halkin çogunlugunu, özellikle okumus ve genç unsurlari amaç etrafinda toplayiniz. fiili direnise hazirlanin. Olumsuz propaganda ve akimlara karsi önlemler alin. Kolordu Komutani ve Kurmay Baskani ile çok siki ve sürekli iliski içinde bulununuz, onlarin sifresi ile önemli konular ve durumlar hakkinda bilgi alis verisi yapin. Vali ile de iyi iliskileri gelistirerek iki merkezin vilayete yapacagi duyurulardan bilgi sahibi olunuz. Sivas merkezinden Erzurum Kongresi için iki delege seçerek derhal yola çikariniz

Bu direktifler, Sivasli vatanseverler üzerinde kivilcim etkisi yapti. Ulusal mücadele yolundaki çabalarini artirdilar. M. Kemal, 28 Haziran sabahi, Ramazan Bayraminin birinci günü, erkenden Erzurum'a dogru yola çikti.

Sivaslilar Mustafa Kemal Pasayi Karsiliyor ( 2 Eylül 1919)

Ermeni tehdidine karsi Dogu illerinin birligini saglamak amaciyla toplanan Erzurum Kongresi amacina ulasmis, Kongreye baskanlik eden ve yönlendiren Mustafa Kemal Pasa, beraberindeki arkadaslari ve üç Temsil Kurulu üyesiyle birlikte Sivas yolundadir.

2 Eylül günü Sivas, tarihinin en mutlu günlerinden birine uyanir. Sivas halki, Erzincan yönüne dogru, erken saatlerde akin etmeye baslar. Atli – yaya yola çikanlar Kilavuz tepesinde toplanir. Mustafa Kemal Pasa ve arkadaslarini getiren otomobillerin Seyfebeli'nden görülmesi ile Sivaslilari büyük bir sevinç dalgasi kaplar. Halkin büyük sevgi gösterisinden sonra günes batarken hep birlikte sehre girilir. Karsilamaya çikamayanlar caddenin iki yanini doldurmus, alkis tufani arasinda Mustafa Kemal Pasayi selamlar.

Sivaslilar, misafirleri için Mekteb-i Sultanî'yi (Kongre Binasi-Lise) hazirlamislardi. Aksam onurlarina yemek verilir. Dinlenmeye çekilirler.

Sivas Kongresi'nde Sivas Delegesi Var miydi?

Sivas Vilayeti, ‘Alti Dogu Ili”nden biri olmasi nedeniyle Erzurum Kongresi'nde temsil edildi. Erzurum Kongresi'ne katilan 13 delegeden ikisi Sivas Merkez Sancagi'ni temsilen Erzuruma gitti. Erzurum Kongresi sonunda dokuz kisilik Temsil Kurulu belirlendi. Sivas (merkez) delegeleri, Mustafa Kemal Pasanin bütün israrlarina ragmen Temsil Kurulu'nda görev almadi. Bunun üzerine, Sivas Vilayeti adina Temsil Kurulu'na Bekir Sami (Kunduk) ve Rauf (Orbay) Beyler seçildi.

Erzurum Kongresi'ne katilan yaklasik 56 delege, Sivas Kongresi'ne katilmak için memleketlerinden yetki almamislardi. Ayrica bu delegeleri Sivas Kongresi'ne getirmek pratik olarak da mümkün degildi. Bu durum karsisinda, Temsil Kurulu üyelerinin, Dogu illerini ve Trabzon vilayetini temsilen Sivas Kongresi'ne katilmasi kararlastirildi. Bu nedenle, Sivas Kongresi'nde - Temsil Kurulu üyeleri disinda - Dogu illerinden ve Trabzon'dan delege yer almamistir.

Böylece, Bekir Sami (Kunduk) ve Rauf (Orbay) Bey, Sivas Vilayeti kontenjanindan seçildikleri Temsil Kurulu Üyeligi ile hem dogu illerinin, hem de dolayisiyla Sivas'in temsilcisi olarak Sivas Kongresi'nde yer almislardir.

Sivas Kongresi Delegeleri

Delegenin Adi : Temsil Ettigi Yer: Meslegi:

Mustafa Kemal (Atatürk)

Temsil Kurulu Baskani (Erzurum)

Ordu Müf. Istifa

Hüseyin Rauf (Orbay)

Temsil Kurulu Üyesi (Sivas)

Em. Deniz subayi

Bekir Sami (Kunduk)

Temsil Kurulu Üyesi (Sivas)

Mülkiyeli - Vali

Fevzi (Baysoy)

Temsil Kurulu Üyesi (Erzincan)

Din adami -Seyh

Raif (Dinç)

Temsil Kurulu Üyesi (Erzurum)

Hukukçu- Yargiç

Refet (Bele)

Canik (Samsun)(TKÜ)

Asker (Albay)

Kara Vasif

Antep

Emekli Albay

Ismail Hami (Danisment)

Istanbul

Mülkiyeli- Tarihçi

Ismail Fazil (Cebesoy)

Istanbul

Emekli General

Hikmet (Boran)

Ask. Tib. Ögr. Tem.(Ist.)

Tibbiye Ögrencisi

Ahmet Nuri

Bursa

Ilmiye sinifi Hocasi

Osman Nuri (Özpay)

Bursa

Hukukçu- Avukat

Hüseyin (Bayraktar)

Eskisehir

Tüccar

Hüsrev Sami (Kizildogan)

Eskisehir

Subay

Halil Ibrahim (Sipahi)

Eskisehir

Tüccar- Bld. Bsk.

Mehmet Sükrü (Koçzade)

A. Karahisar

Hukukçu

Salih Sitki (Kesrioglu)

A. Karahisar

Mülkiyeli

Bekir (Gümisioglu))

A. Karahisar

Ögretmen

Abdurrahman Dursun (Yalvaç)

Çorum

Ögretmen

Mehmet Tevfik (Ergun)

Çorum

Ögretmen

Ibrahim Süreyya (Yigit)

Alasehir (Saruhan)

Mutasarrif

Macit (Suner)

Alasehir (Manisa)

Hakim (Yargiç)

Mehmet Sükrü (Dalamanli)

Denizli

Hukukçu

Yusuf (Basagazade)

Denizli

Hukukçu - Ziraatçi

Necip Ali (Küçüka)

Denizli

Hukukçu -Yargiç

Hakki Behiç (Bayiç)

Denizli

Mülkiyeli

Sami Zeki

Kastamonu

Emekli Subay

Nuri (Tatlizade)

Kastamonu

Tüccar

Halit Hami (Mengi)

Bor (Nigde)

Tüccar- Beld. Bsk.

Mustafa (Soylu)

Nigde

Ögretmen

Yusuf Bahri (Tatlioglu)

Yozgat

Çiftçi

Osman Remzi (Ögüt)

Nevsehir

Memur

Mazhar Müfit (Kansu)

Denizli (Hakkari)

Valilikten istifa

Hasan

?

?

Süleyman (Bosanli – Bosnak)

Samsun(Canik)

Çiftçi - Denizci

Asagidaki isimler ise Sivas Kongresi'ne delege olarak seçilmisler, ancak kongre çalismalari sona erdikten sonraki günlerde Sivas'a gelebilmislerdir.

Nuh Naci (Yazgan)

Kayseri

Tüccar

Ahmet Hilmi (Kalaç)

Kayseri

Kaymakam

Ömer Mümtaz (Imamzade)

Kayseri

Tüccar

Ihsan Hamit (Tigrel)

Diyarbakir

Egitimci

Bursa delegeleri gösterilen askerlikten istifa etmis Necati (Kurtulus) ve hukukçu Asaf (Doras)'a kongre tutanaklarinda rastlanmadigi halde, bazi eserlerde isimleri geçmektedir.

Sivaslilar Kongre için neler yapti?

Sivasli Rasim (Basara) Bey, Müftü Abdürrauf Efendi, Emir (Marsan) Pasa ile 3.Kolordu Komutani Selahattin(Çolak) ve M.Kemal Pasanin özel temsilcisi Ask.Dr. Ibrahim (Tali) Bey, ‘lise' binasinin Kongre için düzenlenmesiyle ve diger hazirliklarla ilgilendiler. Hayri (Sigirci)Bey ve Sekercizade Ismail Efendi, evlerinden getirdikleri esyalar ile Mustafa Kemal Pasa'nin kalacagi odayi ve Kongre salonunu dösediler.

Mustafa Kemal Pasa, Erzurum'dan gönderdigi haberle gelen delegelerin otellerde kalmasini yasaklayinca, Sekercizade Ismail Efendi çok sayida delegeyi evinde uzun süre misafir etti.

Rasim Bey ve Sivas Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin diger yöneticileri, Hürriyet ve Itilaf Partisi Sivas örgütünün olumsuz propagandalarini bosa çikararak, halki millî mücadeleye isindirdilar.

Sivas Kongresi delegelerinin yemekleri ilk günlerde Sivas Belediyesi tarafindan karsilandi. Belediye Baskani Abdulhak Bey sadece yemekle degil, bütün sorunlarla yakindan ilgilendi. Daha sonra masraflari kismak amaciyla, yemekler Kongre binasinin alt katindaki mutfakta çikarildi.Yemek giderleri belli ölçüde Sivas'in varlikli aileleri tarafindan karsilandi.

Sehrin ileri gelenleri ve yöneticileri sik sik kongre binasina giderek, Mustafa Kemal Pasa ve beraberindekileri ziyaret ettiler, gece sohbetlerine katildilar.

Böbreklerinden rahatsiz olan Mustafa Kemal Pasaya sik sik kepenek suyu getirilerek iyilesmesine yardimci olundu.

Fransizlarin Güneyden, Ingilizlerin Kuzeyden sehri isgal edecegi tehdit ve söylentilerine, Elazig Valisi Ali Galip'in Kongreyi basarak dagitma girisimlerine, Istanbul Hükümeti'nin baskilarina ragmen vatansever Sivas halki Sivas Kongresine, Mustafa Kemal Pasa ve arkadaslarina tam bir ev sahipligi yapmistir.

1        2 Eylül 1919 günü Kongre salonunda halka açik bir toplanti yapildi. Davetli Sivaslilar tam kadro bu toplantiya katildigi gibi, ayni gün Ulu Cami'de yapilan toplantiya Sivas halki büyük bir ilgi ile katilarak, heyecanli konusmalari can kulagi ile dinlemislerdir.

Mustafa Kemal Pasa, arkadaslari ve Temsil Kurulu üyeleri 108 gün kaldiklari Sivas'ta huzur içinde çalismalarini yürütmüslerdir.

Kongre sonrasi Sivasli vatansever kadinlarin yaptiklari çalismalar her türlü övgünün üstündedir.

Sivas Kongresi'nin Açilisi ve Baskanlik tartismasi

4 Eylül 1919 Persembe günü Sivas, tam bir bayram sevinci içindeydi. Sivas halki, saatler öncesinden Mekteb-i Sultanî'nin önünde toplanmis, binaya giden yollari doldurmustu.

Açilis saati olan 14.00'e bes kala Mustafa Kemal Pasa odasindan çikip toplanti salonuna girdi. Dogruca Baskanlik kürsüsüne çikti. Çünkü bu toplantinin düzenleyicisi ve davetçisiydi. Açis konusmasina su cümlelerle basladi:

Muhterem Efendiler;

Vatan ve milletin kurtulusunu amaçlayan zorlayici sebepler, sizleri bunca sikinti ve engeller karsisinda Sivas'ta topladi. Yigitçe azminizi kutlar, sizlere hos geldiniz demekle mutlu oldugumu arz ederim ....

Kongrenin açilisindan bir gün önce Bekir Sami (Kunduk) un evinde yapilan toplantida Mustafa Kemal Pasanin Kongre Baskanligina getirilmemesi kararlastirildi.

Açilis günü kongre salonuna girilirken Mustafa Kemal Pasanin “ Kimi Baskan yapalim? ” sorusuna Rauf Bey: “ Sen Baskan olmamalisin ” cevabini verdi.

Kongre açildiktan sonra söz alan Ismail Fazil Pasa, isin içine kisisellik karismamasi, esitlik ilkesine uyulmasinin disariya karsi olumlu etki yapacagi gerekçesiyle, baskanligin birer gün veya birer hafta devam etmek üzere sirayla yapilmasini ve üyelerin temsil ettikleri il veya sancagin adlarinin bas harfleri esas alinarak alfabe sirasina göre yapilmasini teklif etti.

Teklif Kongre tarafindan kabul edilmedi. Gizli oyla yapilan seçim sonucunda üç olumsuz oya ragmen, Mustafa Kemal Pasa Kongre Baskanligina getirildi.

Mustafa Kemal Pasanin Kongre Baskanligina itirazlarinin sebebi, kongreden önce hazirladiklari manda isteklerini içeren raporlarini kolaylikla kongreye kabul ettirmekti.

Erzurum Kongresi Kararlarinda Yapilan Degisiklikler

5 Eylül günü bayram kutlama mesajlari gönderildi. 6 Eylül Kurban Bayraminin ilk günü oldugu için kongre toplanmadi. Bayram günü Sivas Belediyesi'nden bir kurul, Kongre binasina gelerek kutlamada bulundugundan, 7 Eylül günkü toplantida ziyaretin iadesi için karar alindi.

7 Eylül günü kutlama telgraflari okundu, verilecek cevaplar belirlendi. Sonra gündemin önemli maddelerinden olan Erzurum Kongresi Tüzük ve Bildiri degisikligi ile ilgili görüsmelere geçildi. Mustafa Kemal Pasanin önceden hazirladigi degisiklik paketi Kongre Genel Kurulu tarafindan kabul edildi:

Cemiyetin (dernegin) adi “ Sarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ” iken “ Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ” oldu.

Heyet-i Temsiliye (Temsil Kurulu) , bütün Dogu Anadolu'yu temsil eder ” yerine “ Heyet-i Temsiliye bütün vatani temsil eder ” denildi.

Her türlü isgal ve müdahaleyi Rumluk ve Ermenilik kurma gayesine bagli sayacagimizdan, topyekûn (hep birlikte) savunma ve direnme ilkesi kabul edilmistir” cümlesi “Her türlü isgal ve müdahalenin özellikle Rumluk ve Ermenilik kurma gayesine yönelmis faaliyetin reddi konularinda topyekûn savunma ve direnme ilkesi kabul edilmistir seklinde degistirilmistir.

Bu iki cümle arasinda anlam bakimindan büyük fark vardir. Birincisinde Anlasma devletlerine karsi düsmanca tavir alma ve direnmeden söz edilmiyor, ikincisinde bu konu açiklik kazaniyordu.

Tüzügün dördüncü maddesinde geçen “ Osmanli Hükümeti'nin yabanci devletlerin baskisi karsisinda, buralari (Dogu illerini) birakmak ve ilgilenmemek zorunda kaldigi anlasilirsa, alinacak idarî, siyasî, askerî önlemlerin belirlenmesi ”, – geçici bir yönetim kurma–ile ilgili olarak Sivas Kongresi “ buralari ” yerine , “ yurdumuzun herhangi bir parçasini birakmak ve ilgilenmemek ” ifadesini kabul etmistir.

Bu degisikliklerle yerel bir kongre olan Erzurum Kongresi tüzük ve bildirisi, Ulusal bir kongre olan Sivas Kongresi tarafindan genellestirilerek vatanin tümünü kapsar bir hale getirilmis oldu.

Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin kurulmasi ile bütün yerel cemiyetler bir çati altinda toplanarak, bu cemiyetin subeleri konumuna getirilmis oldular. Böylece Millî mücadele merkezi bir örgütlenmeye gidiyor; ulusal birlik ve ortak mücadele saglanmis, daginiklik giderilmis oluyordu.

Erzurum Kongresi karariyla kurulmus olan Sarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve Temsil Kurulu, yerini 11 Eylül 1919 günü Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve Temsil Kuruluna birakmis oluyordu.

Sivas Kongresi'nde Manda Tartismalari

Paris Baris Konferansi'nda Anlasma Devletleri temsilcileri dünyayi paylasmaya kalktilar. Ancak çatisik istekler ortaya çikti. Bazi milletleri tümden esaret altina alamayacaklarini düsünerek, isgal politikalarini örtmeye yarayan yeni bir sömürü yöntemi gelistirdiler ve adina ‘Manda Yönetimi' dediler.

Paylastirilacak yeni topraklar, dogrudan devletlerin eline verilmeyecek, uygun görülecek büyük bir devlet, Milletler Cemiyeti adina bir yörede vekaleten yönetimle görevlendirilecekti. Bu vekaleti alan devlet, sömürecegi ulusun bagimsizligi hak etme süresini belirleyecekti.

Türkiye disinda, Osmanli topraklari üzerinde kurulmus bütün devletler galip devletlerin mandasi altina girdi ve uzun süre sömürüldü. Atatürk'ün önderligi altinda girisilen ulusal Kurtulus Savasi basariya ulastigi için ‘Tam Bagimsiz' Türkiye Cumhuriyeti kurulmustur.

Manda altina girmekten baska çare düsünemeyen Osmanli aydinlari, tarihi iliskileri dikkate alarak Amerikan mandasi üzerine yogunlastilar. Amerika'ya mektuplar yazdilar. Mustafa Kemal Pasaya gönderdikleri mektup ve telgraflarla onu da etkilemeye çalistilar.

Erzurum'da bulundugu sirada, Halide Edip (Adivar) tarafindan gönderilen ve Amerikan mandasinin ekonomik ve medeni destekten ibaret oldugu sözleri ile dolu mektubu okudugunda sinirlenen Mustafa Kemal Pasa, yanindakilere söyle seslenir:

Hayir pasalar hayir, hayir beyefendiler hayir, hayir hanimefendiler hayir, manda yok.. Ya istiklal, ya ölüm var..

Amerikan mandasi diye çirpinanlar, düsman isgali altinda bulunan sinirleri ve zaaflari ile bu millete ve bize inanmayanlardir. Bizim hayal ve macera pesinde kostugumuzu sananlardir. Eger, bunlar Anadolu'nun ve Türk milletinin gerçek duygularini bilseler, bizim çalismalarimizin hedefini kavrayabilseler, Erzurum Kongresi kararlarinin nasil bir millî vicdan ürünü oldugunu takdir edebilseler, bu sakim (hastalikli) fikirlerinden dolayi utanç duyarlar. Bunlar, ümitsizlik ve bozgunluk içinde realitelerden uzak olarak yasayan ve ne yapacaklarini, ne yapilmakta oldugunu bilmeyen insanlardir.

Kongre hissiyatini açiklikla belirtmistir. Heyet-i Temsiliye (Temsil Kurulu) kararini vermistir. Millî irade suur ve istikametini bulmustur. Davamiz yürümektedir ve yürüyecektir. Basarili olmamak için hiçbir sebep yoktur. Hiçbir olumsuz karari tanimayacagiz. Tek ve degismez parola sudur: Tek tepe, tek kursun kalincaya kadar mücadele, yahut da: Ya Istiklal, Ya Ölüm!