|
Sivas uzun geçmisi
bulunan ve konumu nedeniyle önemini sürekli koruyan bir sehirdir.
Sivas'in bugünkü sinirlari içerisinde yer alan
Hafik Gölü, Pilir Höyügü, Zara Tödürge Gölü kiyisindaki Tepecik Höyügü ile
Kangal ilçesi Çukur Tarla ve Kavak nahiyesi Höyük degirmeninde Prehistorik
buluntular elde edilmistir. Yildizeli Argaz Höyük ve çevresinde Kalkolitik
çag (maden tas devri M.Ö. 5000-3500) ile Tunç Devri (M.Ö. 3000-1500)
buluntulari elde edilmistir.
M.Ö. 2000 yili baslarinda Anadoluda ilk
siyasal birligi kuran Hitit Imparatorlugu’nun egemenlik siniri içine
alindi. Merkez Tatlicak Köyü ile Uzuntepe
Köyündeki Höyükler, Divrigi Maltepe Köyünde bulunan höyük ve Gürün Sugul
vadisindeki Hititçe yazilar baslica Hitit yerlesim alanlaridir. Altinyayala
ilçesine bagli Basören-Kusakli yöresinde ortaya çikarilan Serissa Kenti
önemli bir Hitit sehridir. Sivas Merkez Karalar köyü sinirlari içerisinde
yer alan Kepez tepesi (1960 m) üzerinde yer alan ve Sebestia’yi gören kale
kalintilari da Hititlere aittir.
Balkanlar üzerinden Anadolu'ya gelen Frig’lerin Hititleri ortadan
kaldirmalari sonucu Sivas'ta Frig egemenligine girmistir. Frig yerlesimi
Hitit yerlesim alanlarinin üst katlarinda görülmektedir. Lidya’lilar
zamanindaki meshur Kral Yolu da Sivas'tan geçmektedir.Asurlulardan
sonra huriler, Sakalar ve Medler’i yönetimleri altina alan Persler’in (I.Ö.VI.
yy.) eline geçti. Pers Devletini yikan Büyük Iskender, burasini kendi
imparatorluguna katti.(I.Ö. IV. yy.), Iskender’in ölümüyle baslayan
Helenistik dönemde önce merkezi kayseri olan Kappadokia, sonra da Pontos
Kralligina geçti. Pontos kraliçesi Pythodoris’in “Sebasteia” adini verdigi
kent, Roma (I.Ö. I. yy.), Imparatorlugunun ikiye bölünmesi üzerine (I.S.395)
de dogu Roma olarak ayrilan Bizans Imparatorlugunun yönetimine girdi.
ilin isminin Hitit Kavmi olan sibasip adindan
geldigi gibi, Roma Imparatoru Aguste tarafindan sehre yunancada sehir
manasina gelen "Sebasteia" adinin verildigi ve yine Selçuklular zamaninda üç
degirmen anlamina gelen "Sebast" kelimesinden geldigi de rivayet
edilmektedir.
Bizanslilarin
“Sebastos” adiyla andiklari sehir, VII. yy ilk yarisinda Sasanilerin eline
geçmis daha sonra ikinci yarisinda (I.S. 692) da Islam ordularinin akinina
maruz kalmistir.. 1059'da Anadolu'ya giren Türkmen
güçleri ve 1064'te Alparslan'in önünden kaçan Selçuklu sehzadesi Elbasan
Sivas yöresinde kisa süre hakimiyet saglamissa da, bölgenin Türk
egemenligine girmesi ancak 1071 Malazgirt Zaferinden sonra gerçeklesti
Sonra Emir Danisment Gazinin Bizanslilardan aldigi Sivas’i, Danismentliler
beyliginin topraklarina katti. Danismend lakabiyla söhret kazanan,
Gümüstekin Ahmet Gazi 1080 yilinda Sivas’a geldiginde sehrin sosyal ve
ekonomik açidan harap bir halde oldugunu görmüstür. Zira R. Diogenes’in
Ermeni prenslerinin hakimiyetinde olan sehri isgal ettigi ve yagmalatip
halki kiliçtan geçirdigi bilinmektedir.
Bizanslilarinda
karistigi taht ve egemenlik kavgalari sirasinda Anadolu Selçuklulari ile
Danismend’liler arasinda sürekli el degistiren Sivas, 1172 yilinda Selçuklu
Sultani II. Kiliç Arslan Emir Zulnun üzerine yürüyüp bassehri olan Sivas'i
almis, daha sonra sultan, Sivas ve Tokat havalisini Zulnun'a geri vermistir.
Fakat 1174'de Nureddin'in vefati üzerine, yardimdan mahrum kalan Zulnun II.
Kiliçarslan'a karsi mukavemet edememis ve Sivas Selçuklu Sultani'nin eline
geçmistir. 1175'de Sivas böylece kesin olarak Selçuklu devleti hakimiyetine
girmistir. II. Kiliçarslan, topraklarini iki oglu arasinda paylastirdigi
sirada (1158) Sivas ve Aksaray'i büyük oglu Kubdeddin Meliksah'a vermistir.
Tokat emiri olan kardesi Rükneddin Süleyman, daha sonra Meliksah'tan Sivas
ve Konya'yi alarak Selçuklu Devleti'nin bütünlügünü yeniden sagladi ve
Sivas, devletin en mühim sehirlerinden biri halini aldi.
Daha
sonra I. Izzeddin Keykavus tahta çikinca amcasi olan Erzurum hâkimi
Mugiseddin Tugrul Sah bunu tanimayarak Izzeddin Keykavus'u Sivas'ta kusatmis,
ancak Harran ve Ruha Meliki Asraf bin Adil'in yardim göndermesi üzerine
Tugrul Sah çekilmek zorunda kalmistir. Izzeddin Keykavus Sivas'i merkez
yapmis ve bu sehirde, daha önce uzun süre kalmistir. Izzeddin Keykavus
Anadolu'nun ilk Tip Fakülteleri'nden olan Sifaiye Medresesi'ni 1217 yilinda
Sivas’ta açmistir. Darüssifa adi da verilen bu medresede; ruh, cilt ve göz
hastaliklari bölümleri vardi.
Izzeddin Keykavus 1220
yilinda Sivas'ta ölmüs ve vasiyeti üzerine Sifaiye Medresesi içindeki
türbeye gömülmüstür. I. Izzeddin Keykavus'tan sonra tahta geçen Alaaddin
Keykubat'ta Sivas'in imarina devam etmis bu arada Mogol istilasini dikkatle
izleyen sultan sehrin kale ve surlarini tamir ederek yikilan yerlerini
yeniden yaptirmistir . Bu hükümdar zamaninda Sivas'in Nüfusunun 120.000'e
vardigi söylenir. Bu dönem Anadolu Selçuklularinin en parlak dönemi olmustur.
Fakat, çok geçmeden
Mogollar'in Anadolu'ya akinlari ile durum degisti. 1231-1232 yillarinda
Çermagon Noyin Kumandasinda Sivas'a kadar uzanan Mogollar sehrin kale disi
mahallelerini yakip yiktilar ve birçok genimet alip götürdüler. bunlari
Erzurum'a kadar takip eden Emir Kemalettin Mogollar'a yetisemedi. Sivas'in
kesin olarak Mogollar tarafindan alinmasi 1243 yilinda oldu.
Kösedagi Savasi :
Mogollar Baycu Noyin
kumandasinda Sivas'in 80 km. kadar kuzeydogusunda bulunan Zara-Susehri
arasindaki Kösedagi'nda II. Keyhusrev'in ordusunu dagittiktan(26 Haziran
1243) sonra sehrin üzerine yürüdüler. Sivas Kadisi Kirsehirli Necmettin,
baslangiçta Baycu Noyin'e basvurarak sehri yakilip yikilmaktan kurtardi,
halkin kiliçtan geçirilmemesini sagladi, ancak; Sivas Mogol askerleri
tarafindan 3 gün yagma edildi. Baycu Noyin'in emri üzerine sehrin bütün
kapilari kapatilarak yalniz Erzincan kapisi açik birakildi. Kösedag Savasi
ile Anadolu Mogol hakimiyetine girmis oldu.
Ilhanli nüfuzu altinda
Selçuklu hakimiyetinin devam ettigi XIII. yüzyilin 2. yarisinda Sivas siyasi
kararsizliktan çok sikinti çekti. Bununla beraber, bugüne kadar gelen en
degerli abidelerin bu sirada yapilmis olmasi ayrica dikkati çekmektedir.
1298'de Ilhanlilar'a
karsi isyan eden Sülemis önceleri muvaffak oldu, hatta Sivas'i bir ay süre
ile muhasara ederek zaptetti ise de, sonunda maglup oldu. XIV. yüzyilin
basindan itibaren Anadolu, Ilhanlilarin gönderdikleri Valiler tarafindan
idare edilmeye baslandi (1303-1304). Bu valiler Selçuklu bassehri Konya'yi
degil de daha merkezi durumda, temas imkani daha kolay olan Sivas'i merkez
seçerek, müstakilmis gibi yasadilar. Bu siralarda Sivas'in çok önem
kazandigi anlasilmaktadir. Abu'l-Fida XIV. yüzyilin ilk yarisinda Sivas'i
pek çok tüccari bulunan, meshur bir sehir olarak tasvir eder. Hamd Allah Al-Mustavfi
Sivas'in zahire, meyve ve pamugunun bol oldugunu söyler (Sivas'ta pamuk
yetistigi ifadesi hatali olup Cihannümaya kadar, daha baska bir takim
kaynaklarca da tekrarlanmistir.).
Heyd, (Histoire Du
Commerce Du Levant 1923) XIII. yüzyilda Konya, Suriye ve Irak tacirlerinin
burada toplandiklarini, XIV. yüzyilda Sivas'in Avrupa ile baglanti halinde
oldugunu ve burada bir Ceneviz Konsolosu bulundugunu kaydeder
XIV. yüzyilin ilk
yarisinda Sivas'i ziyaret etmis bulunan Ibni Batuta, Seyahatnamesi'nde
Sivas'i "Irak Melikinin Anadolu'daki sehirleri içinde en büyük olani" diye
anlatir. Sehrin insa tarzinin güzel, sokaklarinin genis, çarsilarinin
kalabalik oldugunu söyler. Bu sirada Sivas, Ilhanli hükümdari Abu Said
Bahadir Han'in Naibi olarak Anadolu'nun büyük bir kismini idare eden Emir
Alaaddin Eratna hakimiyetinde bulunuyordu. Eratna daha sonra Memlük
hükümdarinin himayesine geçmis ve Sivas ile Erzincan arasinda Karanbük'te
Timurtas'in oglu küçük Seyh Hasan'i bozguna ugratarak (1343) Sivas'ta
istiklâlini ilân etmis, devletine merkez olarak da Sivas'i seçmistir. Eratna
memleketini güzel idare ederek Ilhanli tahakkümünden bikan halki memnun
etmis, sukûneti saglamis, adaletinden dolayi halk kendisine Köse Peygamber
ismini vermistir. Sivas, Kayseri, Nigde, Aksaray, Ankara, Develi, Karahisar,
Amasya, Tokat, Merzifon, Samsun, Erzincan, Sarkkikarahisar ve Çorum'dan
ibaret bir devlet kuran Eratna Bey, âlim bir hükümdan olup, Arapça konusurdu.
1352 yilinda vefat
eden Eratna'nin yerine iki oglundan biri olan Mehmet Bey geçti. Diger oglu
Cafer Bey Misir'a kaçti, bir ara Mehmet Bey'e karsi veziri hoca Ali Sah
isyan ettiyse de Memlûklû'larin yardimi ile bertaraf edildi, 1365'de Mehmet
Bey katledilerek yerine oglu Ali Bey getirildi. Ali Bey eglenceye düskün bir
hükümdardir. Onun devrinde merkezin hakimiyeti gittikçe zayifladi. Valiler
kendi baslarina hareket ettiler. Bunu firsat bilen Karamanoglu Kayseri'yi
zaptederek Ali Bey'i Sivas'a kaçirtti. Kayseri Kadisi olan Kadi Burhaneddin,
Ali Bey ile beraber Sivas'a kaçti ve ona vezir oldu. 1380'de ölen Ali Bey'in
yerine oglu II. Mehmet Bey getirildi. Pek küçük olan Mehmet Bey'i Kadi
Burhaneddin tahttan indirdi ve hükümdârligini ilân etti. Eratna ailesi yarim
yüzyil hüküm sürmüs, pek çok sikke (para) bastirmis, Sivas, Kayseri ve
Tokat'ta bazi eserler yaptirmistir.
Kadiliktan
hükümdarliga çikan bu cesur ve âlim adamin babasi Oguzlarin Salur
kolundandir. Ana tarafindan ise Selçuklu devleti Maliye Naziri Bedrüddin
Mahmud'un kiz torununun ogludur. Kadi Burhaneddin Sam ve Misir âlimlerinden
orta tahsil görmüs, memleketine dönünce de bir süre ders okutmustur. Eratna
oglu Ali Bey'e vezirlik, Ali Bey'in küçük ogluna naiblik etmis ve onu
tahttan indirerek hükümeti eline almistir (1380). Kadi Burhaneddin sonralari
kendisine aleyhtar olan Eratna sülalesi ve Amasya Bey'i Ahmet, Tokat Bey'i
Seyh Necip, Karaman oglu ve Erzincan hakimi ile mütemadiyen ugrasmis, Memlûk
ve Osmanlilarla da çarpismaktan geri kalmamistir. 1389'da Sivas'i 40 gün
muhasara eden Memlûklular'i çekilmeye mecbur ettigi gibi Çorum taraflarinda
Yildirim Beyazit'in ordusunu da maglup etmistir. Kadi Burhaneddin eski
müttefiki Akkoyunlu Beyi Kara Yülük Osman üzerine açtigi bir savasta
rakibini küçümsemis ve bu küçümseme hayatina mal olmustur (1398).
Timur tehlikesine
karsi Memluklular'in ve Osmanlilarin dikkatini çeken Kadi Burhaneddin'in âni
ölümü üzerine yerine Küçük oglu Alâaddin geçirildi ise de, Timur tehlikesine
karsi sehir Osmanlilar'a teslim edildi.
Kadi Burhaneddin
gençliginde askeri terbiye görmüs, spor yapmis, âlim kiyafeti yerine asker
elbisesi ile gezmeyi tercih etmis, kis geceleri ilmi tetkiklerdebulunarak
kitaplar ve siirler yazmistir. Türkçe, Arapça, Farsça siirleri vardir.
Türkçe olan bir divani (British Museum) da olup fotograflarla alinmis bir
nüshasi Necip ASIM Bey'in tesebbüsü ile Ankara Milli Egitim Bakanligi
Kütüphanesi'ne konulmustur. Bu divanin bazi parçalari 1922 yilinda
Istanbul'da da basilmistir. Timur istilasini göz önünde tutan Kadi
Burhaneddin, sehir surlarinin yanina derin hendekler açtirmis ve kaleleri
tamir ettirmistir.
TIMUR'UN SIVAS'I ISTILASI
Büyük bir ordu ile
Anadolu'ya giren Timur, Yildirim Beyazit ile karsilasmadan önce Erzincan
üzerinden, 180.000 kisi ile sehri ansizin kusatti. Kalede 4000 kisi vardi.
Yildirim Beyazit'in oglu Sehzade Emir Süleyman kuvvet getirmek amaciyla
sehirden çikti. Kusatilan sehre disaridan top ve mancilik yagdirildi,
surlara lagim atilarak büyük gedikler açildi. Sehir ancak 18 gün
dayanabildi, kan dökülmemek sarti ile teslim olan müdafiler diri diri
topraga gömüldüler, sehir üç gün yagma edildi.
1402 yilinda Timur'un
Yildirim Beyazit ile olan muharebesinde Yildirim'in maglup edilmesi üzerine
de Sivas Timur idaresine geçmis oldu. Bu devirde Sivas çok harap edildi, bir
kötülügü ifade etmek için su sözü deyim olarak Sivaslilar yillarca söyledi.
"Sana öyle bir kötülük edeyim ki Timur Sivas'a etmemis ola".
Timur'un
tarihçisi Serafettin Yazdî, Sivas surlarinin çok saglam oldugunu, kuzey,
güney, dogu ve batinin hendeklerle kusatilmis oldugunu, 7 kapisinin
bulundugunu kaydeder. Evliya Çelebi'nin tasviri de bu hükmü
desteklemektedir. A. Gabriel'de Timur'un Sivas surlarini tamamen yikmadigini,
kale bedenleri ile kapilari tahrip ettigini yazar.
Timur'un
Anadolu'yu istilâsindan sonra Kadi Burhaneddin'in damadi olmasi muhtemel
Mezit Bey Sivas'i elinde bulunduruyordu.
Tarihte
Fetret Devri diye anilan bu devirde Osmanli birligini saglayan Çelebi Mehmet
Amasya'da oturmaktaydi. Sivas, Tokat, Samsun, Çorum sancaklari da Amasya'ya
baglidir. (1413)
Mezit
Bey topraklarini genisletmek için harekete geçince Amasya'da bulunan Çelebi
Mehmet, Beyazit Pasa'yi onun üzerine göndermis ve Mezit Bey Sivas'ta yaptigi
siddetli bir savunma savasindan sonra teslim alinarak Amasya'ya getirilmis
ve hayati bagislandiktan sonra uzun yillar devlet hizmetinde bulunmustur.
Hüseyin
Hüsamettin, Amasya tarihinde, Mezit Bey'in Sivas hakimiyetinin 1408 yilina
kadar sürdügünü kaydetmektedir. Sivas'in harap olan kalesi Çelebi Sultan
Mehmet tarafindan 1418 yilinda Ak Bey eli ile tamir ve ihya edilmistir.
1509 yilinda
Sivas, Amasya, Tokat, Çorum yöresi siddetli bir zelzele geçirmis, halk 45
gün disarida kalmistir.
Yavuz Sultan Selim, Sah Ismail üzerine giderken
ordunun bir kismini Sivas ile Kayseri arasinda birakarak Susehri üzerinden
Safevi topraklarina girmistir.
1527 yilinda
Baba Zülnun ile Sülün oglu taraftarlari ayaklanarak Karaman ve Sivas
Beylerbeyligi ordularini bozguna ugratmislardir. Uzun ugrasmalardan sonra
Diyarbakir ve Adana Beylerbeyi taraftarlari ile birlikte bu isyan
bastirilmistir.
Daha sonra II.
Beyazit devrinin sonunda, sehzadeler isyani sirasinda vaziyetin
kararsizligindan istifade ederek Anadolu'da genis sahalara yayilan Sahkulu
hareketini bastirmak üzere memur edilen Vezir-i âzam Hadim Ali Pasa Sivas
havalisinde Gökçay mevkiinde çarpisma sirasinda ölmüstür. Sakîler de dogu
hudutlarina çekilerek Sah Ismail ile birlesmislerdir.
Osmanli
hakimiyeti altinda Sivas büyük bir eyalet merkezi olmustur. XVI. yüzyilda
Eyalet-i Rûm (Anadolu Eyaleti) denilen Sivas eyaleti, Pasa Sancagi olan
Sivas'tan baska Amasya, Çorum, Yozgat, Divrigi, Samsun ve Arapkir Livalarini
ihtiva etmek üzere Orta Firat havalisinden, Orta Karadeniz bölümüne kadar
uzaniyordu.
XVII. yüzyilda basa geçen padisahlarin çogunun
dirayetsiz olmasi nedeni ile Anadolu'da isyanlar birbirini takip etmistir.
Sivas ve yöresi isyanlarin merkezi durumuna gelmistir. Kapikulu ve Timarli
askerlerin bozulmasi, rüsvet, iltimas ve haksizliklar ile uzun süren harpler
sonucu bu isyanlar çikmistir. Yukaridaki sebeplerin yogunlastigi bir sirada
Yozgatli Celal adli bir eskiya, etrafina topladigi binlerce adami ile ilk
isyani çikarmis, bundan sonraki isyanlarin hepsine Celâli Isyanlari
denilmistir. En önemlileri Karayazici Delihasan, Canbolatoglu, Kalenderoglu,
Abaza Mehmet Pasa ve Vardar Ali Pasa isyanlaridir.
Iran savaslari sirasinda, 1635 yilinda, Padisah
IV. Murat bir ara Sivas'a gelmistir.
XVIII. yüzyilin ikinci yarisinda Sivas, zaman
zaman Çapanogullari'nin tesiri altinda kalmis, Valiler ve Derebeylerinin
devlete karsi baskaldirma hareketlerinden çok zarar görmüstür. Bu zamanda
Sivas'in ekonomik önemi ile beraber nüfusu da azalmistir.
XIX. yüzyilda Tanzimat ve Mesrutiyet
devirlerini önceki dönemlere nispetle daha sakin geçirmis ve oldukça verimli
çalismalar yapilmistir. Halil Rifat Pasa'nin yol davasindaki büyük
çalismalari "Gidemedigin Yer Senin Degildir" sözü ile deger bulmustur.
Resit Akif
Pasa devlet idaresine sagladigi hürmet ve güvenle, Muammer Bey'in okul
yaptirma açtirma yolundaki çabalari sükranla anilmaktadir
500 yillik bir süreden sonra, Timur'un yiktigi
ve harap ettigi Sivas'a belirli bazi eserler yapilmis ve Sivas bu sekilde
Cumhuriyet Hükümetine teslim edilmistir.
Sivas
Osmanli Imparatorlugunda eyalet merkezi haline getirilerek Amasya, Çorum,
Tokat kismi olarak Malatya ve Kayseri illeri Sivas'a bagli birer sancak
olmustur. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde belirtildigi gibi Sivas zamaninin
en önemli eyaletlerinden biridir (40 ilkokul, 1000 dükkan, 18 han, 40 kadar
çesmesi oldugundan bahsedilir.
Sivas'a
birçok vali atanmis, bunlar içinde belki de ismi hiç unutulmayacak olan
Halil Rifat Pasanin yaptirdigi birçok yollar, köprüler, hanlar ve konaklar
halen halkimizin hizmetindedir. Tarihin kaydedildigi zamandan beri önemli
bir yerlesim merkezi olan Sivas, asirlar boyunca önemini korumus ve
özellikle Milli Mücadele yillarinda milli mücadeleye baslangiç olmasi ona
tarihin en kiymetli degerini vermistir.
.
MILLÎ
MÜCADELEDE SIVAS
Sivas
Kongresi Niçin Toplandi?
Kasim
1914'de girdigimiz Birinci Dünya Savasi'ndan yenik çiktik. Savas sona
erdiginde milyonlarca kilometrekare topragi ve yüzbinlerce insanimizi
kaybetmis olarak Anadolu topraklarina çekildik. Türkleri, Anadolu'dan da
atma projesi devreye sokuldu. Mondros Ateskesinin uygulamaya konulmasi
sonucu Musul, Istanbul, Bogazlar, Dogu Trakya, Iskenderun, Maras, Urfa,
Antep, Batum, Adana, Antalya, Kusadasi ..vd. Anlasma( Itilaf) devletleri'nin
isgaline ugradi. Anadolu içlerine ve kiyilarina askerî birlikler çikardilar.
Ermeni
ve Rum azinlik, isgal ordularini çosku ile karsiladiklari gibi ülkenin
çesitli yörelerinde taskinliklarini, katliamlarini sürdürdü. Paris Baris
Konferansi karari geregince Yunanlilarin Izmir'i isgali, bardagi tasiran son
damla oldu.
Henüz
Balkan ve Birinci Dünya Savasi yaralarini sarmadan Anadolu topraklarinin da
isgale ugramasi, Türk halkini karamsarliga düsürdü. Isgaller ve azinliklarin
tutumu karsisinda, ülke yöneticileri siyaset yoluyla sorunu asacaklarini
düsünürken, aydinlar arasinda Amerikan, Ingiliz, Fransiz ‘manda' egilimleri
bas gösterdi.
Manda
düsüncesini savunanlara göre: “ Alman destegi altinda Anlasma
devletlerine yenilen Osmanli Devleti, bu güçlü devletlere karsi tek basina
bir mücadele yürütemezdi ”. Mevcut durum karsisinda ulusa olan güven
duygusunu yitirenler: “ isgallere karsi direnis, yeni isgallere yol
açar ” diye düsünüyorlardi. Ulusal tepki ve direnisler Istanbul
basininda elestirilmekte, Istanbul Hükümeti tarafindan ise siddetle
uyarilmaktaydi.
Atatürk,
bu durum karsisinda Türk ulusuna duydugu güvenle: “ Memleketi bu
müthis badireden kurtarmak için yalniz bir kuvvetin temini lazimdir:
milletin birligi ” diyerek, bagimsizlik yolunda ilk yöntemi
açikliyordu. Birligi saglamanin yolu ise ulusal bir kongreden geçiyordu.
Ulusun temsilcileri bir araya gelecek ve ülkenin içinde bulundugu duruma bir
çözüm getirecekti. Bu çözümün kararlari Sivas Kongresi'nde (4-11 Eylül 1919)
alinacaktir.
Sivas
Kongresi Nerede Kararlastirildi?
9. Ordu
Müfettisi olarak, asayisi düzeltmek göreviyle Samsun'a çikan Mustafa Kemal
Pasa Ali Fuat (Cebesoy), Rauf (Orbay) ve Refet (Bele) ile Amasya'da bulustu.
Amasya Genelgesi için Kazim Karabekir Pasa ve diger ilgililerin onayi
alindi. 21 / 22 Haziran 1919'da yayimlanan genelge, illerin askerî ve mülkî
yöneticilerine telgrafla, Istanbul'daki bazi devlet adamlari ve komutanlara
ise özel mektup ekinde ulastirildi.
Amasya
Genelgesi “ Vatanin Bütünlügü Milletin Bagimsizligi Tehlikededir
” uyarisi ile basliyor ve “ Milletin Bagimsizligini Yine Milletin
Azim ve Karari Kurtaracaktir ” çözüm önerisi ile sürüyordu.
Sivas
Kongresi karari, genelgede söyle belirtiliyordu: “ Milletin
istiklâlini kurtarmak için, her türlü tesir ve baskidan uzak bir millî
heyetin kurulmasi gerekmektedir. Bunun için yazismalar sonunda, Anadolu'nun
en güvenilir yeri Sivas'ta Millî Kongre'nin toplanmasi kararlastirilmistir.
Firka (parti) anlasmazliklari gözetilmeden her sancaktan,
halkin güvenini kazanmis üç murahhasin (delegenin ), mümkün
olan çabuklukla yola çikarilmasi gerekir. Her ihtimale karsi bunun bir
‘millî sir' olarak tutulmasi ve gereken yerlerde yolculugun degisik adla ve
kilikla yapilmasi lâzimdir.
Müdafaai
Hukuki Millîye Cemiyetleri ve Belediye Baskanliklarinca murahhaslarin
seçilmesi ve yola çikarilmasi hakkinda, vatanseverlikle yardimci olmanizi;
ve onlarin adlariyla yolculuk tarihlerinin telgrafla bildirilmesini istirham
eylerim
.”
Mustafa
Kemal Pasa Sivas'ta ( 27 Haziran 1919)
Erzurum
Kongresi'ne katilmak üzere Erzurum'a gitmekte olan Mustafa Kemal Pasa, 27
Haziran 1919 günü Sivas'a geldi. Israrla Istanbul'a çagirildigi, emirlerinin
dinlenilmemesi için genelgeler yayimlandigi, tutuklama söylentilerinin
dolastigi bir sirada geldigi Sivas'ta halk ve askerler tarafindan çoskuyla
karsilandi. O ani kendisi Nutuk'ta söyle anlatir:
“
Sivas sehrine girerken, caddenin iki tarafi büyük bir kalabalikla dolmus,
askeri birlikler tören düzenini almis bulunuyordu. Otomobillerden indik.
Yürüyerek askeri ve halki selamladim... Bu manzara, Sivas'in saygideger
halkinin ve Sivas'ta bulunan kahraman subay ve askerlerimizin bana ne kadar
bagli ve sevgi ile dolu oldugunu gösteren canli bir tanik idi.. ”
27
Haziran günü Sivas Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti yöneticilerine su direktifleri
verdi: “ Halkin çogunlugunu, özellikle okumus ve genç unsurlari amaç
etrafinda toplayiniz. fiili direnise hazirlanin. Olumsuz propaganda ve
akimlara karsi önlemler alin. Kolordu Komutani ve Kurmay Baskani ile çok
siki ve sürekli iliski içinde bulununuz, onlarin sifresi ile önemli konular
ve durumlar hakkinda bilgi alis verisi yapin. Vali ile de iyi iliskileri
gelistirerek iki merkezin vilayete yapacagi duyurulardan bilgi sahibi
olunuz. Sivas merkezinden Erzurum Kongresi için iki delege seçerek derhal
yola çikariniz ”
Bu
direktifler, Sivasli vatanseverler üzerinde kivilcim etkisi yapti. Ulusal
mücadele yolundaki çabalarini artirdilar. M. Kemal, 28 Haziran sabahi,
Ramazan Bayraminin birinci günü, erkenden Erzurum'a dogru yola çikti.
Sivaslilar
Mustafa Kemal Pasayi Karsiliyor ( 2 Eylül 1919)
Ermeni
tehdidine karsi Dogu illerinin birligini saglamak amaciyla toplanan Erzurum
Kongresi amacina ulasmis, Kongreye baskanlik eden ve yönlendiren Mustafa
Kemal Pasa, beraberindeki arkadaslari ve üç Temsil Kurulu üyesiyle birlikte
Sivas yolundadir.
2 Eylül
günü Sivas, tarihinin en mutlu günlerinden birine uyanir. Sivas halki,
Erzincan yönüne dogru, erken saatlerde akin etmeye baslar. Atli – yaya yola
çikanlar Kilavuz tepesinde toplanir. Mustafa Kemal Pasa ve arkadaslarini
getiren otomobillerin Seyfebeli'nden görülmesi ile Sivaslilari büyük bir
sevinç dalgasi kaplar. Halkin büyük sevgi gösterisinden sonra günes batarken
hep birlikte sehre girilir. Karsilamaya çikamayanlar caddenin iki yanini
doldurmus, alkis tufani arasinda Mustafa Kemal Pasayi selamlar.
Sivaslilar, misafirleri için Mekteb-i Sultanî'yi (Kongre Binasi-Lise)
hazirlamislardi. Aksam onurlarina yemek verilir. Dinlenmeye çekilirler.
Sivas
Kongresi'nde Sivas Delegesi Var miydi?
Sivas
Vilayeti, ‘Alti Dogu Ili”nden biri olmasi nedeniyle Erzurum Kongresi'nde
temsil edildi. Erzurum Kongresi'ne katilan 13 delegeden ikisi Sivas Merkez
Sancagi'ni temsilen Erzuruma gitti. Erzurum Kongresi sonunda dokuz kisilik
Temsil Kurulu belirlendi. Sivas (merkez) delegeleri, Mustafa Kemal Pasanin
bütün israrlarina ragmen Temsil Kurulu'nda görev almadi. Bunun üzerine,
Sivas Vilayeti adina Temsil Kurulu'na Bekir Sami (Kunduk) ve Rauf (Orbay)
Beyler seçildi.
Erzurum
Kongresi'ne katilan yaklasik 56 delege, Sivas Kongresi'ne katilmak için
memleketlerinden yetki almamislardi. Ayrica bu delegeleri Sivas Kongresi'ne
getirmek pratik olarak da mümkün degildi. Bu durum karsisinda, Temsil Kurulu
üyelerinin, Dogu illerini ve Trabzon vilayetini temsilen Sivas Kongresi'ne
katilmasi kararlastirildi. Bu nedenle, Sivas Kongresi'nde - Temsil Kurulu
üyeleri disinda - Dogu illerinden ve Trabzon'dan delege yer almamistir.
Böylece,
Bekir Sami (Kunduk) ve Rauf (Orbay) Bey, Sivas Vilayeti kontenjanindan
seçildikleri Temsil Kurulu Üyeligi ile hem dogu illerinin, hem de
dolayisiyla Sivas'in temsilcisi olarak Sivas Kongresi'nde yer almislardir.
Sivas
Kongresi Delegeleri
Delegenin Adi : Temsil Ettigi Yer: Meslegi:
|
Mustafa Kemal
(Atatürk) |
Temsil Kurulu Baskani (Erzurum) |
Ordu
Müf. Istifa |
|
Hüseyin Rauf
(Orbay) |
Temsil Kurulu Üyesi (Sivas) |
Em.
Deniz subayi |
|
Bekir Sami
(Kunduk)
|
Temsil Kurulu Üyesi (Sivas) |
Mülkiyeli - Vali |
|
Fevzi
(Baysoy)
|
Temsil Kurulu Üyesi (Erzincan) |
Din
adami -Seyh |
|
Raif
(Dinç) |
Temsil Kurulu Üyesi (Erzurum) |
Hukukçu- Yargiç |
|
Refet
(Bele) |
Canik (Samsun)(TKÜ) |
Asker (Albay) |
|
Kara
Vasif |
Antep |
Emekli Albay |
|
Ismail Hami
(Danisment)
|
Istanbul |
Mülkiyeli- Tarihçi |
|
Ismail Fazil
(Cebesoy)
|
Istanbul |
Emekli General |
|
Hikmet
(Boran) |
Ask.
Tib. Ögr. Tem.(Ist.) |
Tibbiye Ögrencisi |
|
Ahmet Nuri |
Bursa |
Ilmiye sinifi Hocasi |
|
Osman Nuri
(Özpay)
|
Bursa |
Hukukçu- Avukat |
|
Hüseyin
(Bayraktar) |
Eskisehir |
Tüccar |
|
Hüsrev Sami
(Kizildogan)
|
Eskisehir |
Subay |
|
Halil Ibrahim
(Sipahi) |
Eskisehir |
Tüccar- Bld. Bsk. |
|
Mehmet Sükrü
(Koçzade)
|
A.
Karahisar |
Hukukçu |
|
Salih Sitki
(Kesrioglu)
|
A.
Karahisar |
Mülkiyeli |
|
Bekir
(Gümisioglu))
|
A.
Karahisar |
Ögretmen |
|
Abdurrahman Dursun
(Yalvaç) |
Çorum |
Ögretmen |
|
Mehmet Tevfik
(Ergun)
|
Çorum |
Ögretmen |
|
Ibrahim Süreyya
(Yigit)
|
Alasehir (Saruhan) |
Mutasarrif |
|
Macit
(Suner)
|
Alasehir (Manisa) |
Hakim (Yargiç) |
|
Mehmet Sükrü
(Dalamanli)
|
Denizli |
Hukukçu |
|
Yusuf
(Basagazade)
|
Denizli |
Hukukçu - Ziraatçi |
|
Necip Ali
(Küçüka)
|
Denizli |
Hukukçu -Yargiç |
|
Hakki Behiç
(Bayiç)
|
Denizli |
Mülkiyeli |
|
Sami
Zeki |
Kastamonu |
Emekli Subay |
|
Nuri
(Tatlizade)
|
Kastamonu |
Tüccar |
|
Halit Hami
(Mengi)
|
Bor
(Nigde) |
Tüccar- Beld. Bsk. |
|
Mustafa
(Soylu) |
Nigde |
Ögretmen |
|
Yusuf Bahri
(Tatlioglu)
|
Yozgat |
Çiftçi |
|
Osman Remzi
(Ögüt)
|
Nevsehir |
Memur |
|
Mazhar Müfit
(Kansu) |
Denizli (Hakkari) |
Valilikten istifa |
|
Hasan |
?
|
?
|
|
Süleyman
(Bosanli
– Bosnak) |
Samsun(Canik) |
Çiftçi - Denizci |
Asagidaki isimler ise Sivas Kongresi'ne delege olarak seçilmisler, ancak
kongre çalismalari sona erdikten sonraki günlerde Sivas'a gelebilmislerdir.
|
Nuh
Naci
(Yazgan)
|
Kayseri |
Tüccar |
|
Ahmet Hilmi
(Kalaç)
|
Kayseri |
Kaymakam |
|
Ömer
Mümtaz
(Imamzade)
|
Kayseri |
Tüccar |
|
Ihsan Hamit
(Tigrel)
|
Diyarbakir |
Egitimci |
Bursa
delegeleri gösterilen askerlikten istifa etmis Necati (Kurtulus) ve
hukukçu Asaf (Doras)'a kongre tutanaklarinda rastlanmadigi halde,
bazi eserlerde isimleri geçmektedir.
Sivaslilar
Kongre için neler yapti?
Sivasli
Rasim (Basara) Bey, Müftü Abdürrauf Efendi, Emir (Marsan) Pasa ile 3.Kolordu
Komutani Selahattin(Çolak) ve M.Kemal Pasanin özel temsilcisi Ask.Dr.
Ibrahim (Tali) Bey, ‘lise' binasinin Kongre için düzenlenmesiyle ve diger
hazirliklarla ilgilendiler. Hayri (Sigirci)Bey ve Sekercizade Ismail Efendi,
evlerinden getirdikleri esyalar ile Mustafa Kemal Pasa'nin kalacagi odayi ve
Kongre salonunu dösediler.
Mustafa
Kemal Pasa, Erzurum'dan gönderdigi haberle gelen delegelerin otellerde
kalmasini yasaklayinca, Sekercizade Ismail Efendi çok sayida delegeyi evinde
uzun süre misafir etti.
Rasim
Bey ve Sivas Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin diger yöneticileri, Hürriyet ve
Itilaf Partisi Sivas örgütünün olumsuz propagandalarini bosa çikararak,
halki millî mücadeleye isindirdilar.
Sivas
Kongresi delegelerinin yemekleri ilk günlerde Sivas Belediyesi tarafindan
karsilandi. Belediye Baskani Abdulhak Bey sadece yemekle degil, bütün
sorunlarla yakindan ilgilendi. Daha sonra masraflari kismak amaciyla,
yemekler Kongre binasinin alt katindaki mutfakta çikarildi.Yemek giderleri
belli ölçüde Sivas'in varlikli aileleri tarafindan karsilandi.
Sehrin
ileri gelenleri ve yöneticileri sik sik kongre binasina giderek, Mustafa
Kemal Pasa ve beraberindekileri ziyaret ettiler, gece sohbetlerine
katildilar.
Böbreklerinden rahatsiz olan Mustafa Kemal Pasaya sik sik kepenek suyu
getirilerek iyilesmesine yardimci olundu.
Fransizlarin Güneyden, Ingilizlerin Kuzeyden sehri isgal edecegi tehdit ve
söylentilerine, Elazig Valisi Ali Galip'in Kongreyi basarak dagitma
girisimlerine, Istanbul Hükümeti'nin baskilarina ragmen vatansever Sivas
halki Sivas Kongresine, Mustafa Kemal Pasa ve arkadaslarina tam bir ev
sahipligi yapmistir.
1
2 Eylül 1919 günü Kongre salonunda halka açik bir toplanti yapildi. Davetli
Sivaslilar tam kadro bu toplantiya katildigi gibi, ayni gün Ulu Cami'de
yapilan toplantiya Sivas halki büyük bir ilgi ile katilarak, heyecanli
konusmalari can kulagi ile dinlemislerdir.
Mustafa
Kemal Pasa, arkadaslari ve Temsil Kurulu üyeleri 108 gün kaldiklari Sivas'ta
huzur içinde çalismalarini yürütmüslerdir.
Kongre
sonrasi Sivasli vatansever kadinlarin yaptiklari çalismalar her türlü
övgünün üstündedir.
Sivas
Kongresi'nin Açilisi ve Baskanlik tartismasi
4 Eylül
1919 Persembe günü Sivas, tam bir bayram sevinci içindeydi. Sivas halki,
saatler öncesinden Mekteb-i Sultanî'nin önünde toplanmis, binaya giden
yollari doldurmustu.
Açilis
saati olan 14.00'e bes kala Mustafa Kemal Pasa odasindan çikip toplanti
salonuna girdi. Dogruca Baskanlik kürsüsüne çikti. Çünkü bu toplantinin
düzenleyicisi ve davetçisiydi. Açis konusmasina su cümlelerle basladi:
“
Muhterem Efendiler;
Vatan ve
milletin kurtulusunu amaçlayan zorlayici sebepler, sizleri bunca sikinti ve
engeller karsisinda Sivas'ta topladi. Yigitçe azminizi kutlar, sizlere hos
geldiniz demekle mutlu oldugumu arz ederim ....
”
Kongrenin açilisindan bir gün önce Bekir Sami (Kunduk) un evinde yapilan
toplantida Mustafa Kemal Pasanin Kongre Baskanligina getirilmemesi
kararlastirildi.
Açilis
günü kongre salonuna girilirken Mustafa Kemal Pasanin “ Kimi Baskan
yapalim? ” sorusuna Rauf Bey: “ Sen Baskan olmamalisin
” cevabini verdi.
Kongre
açildiktan sonra söz alan Ismail Fazil Pasa, isin içine kisisellik
karismamasi, esitlik ilkesine uyulmasinin disariya karsi olumlu etki
yapacagi gerekçesiyle, baskanligin birer gün veya birer hafta devam etmek
üzere sirayla yapilmasini ve üyelerin temsil ettikleri il veya sancagin
adlarinin bas harfleri esas alinarak alfabe sirasina göre yapilmasini teklif
etti.
Teklif
Kongre tarafindan kabul edilmedi. Gizli oyla yapilan seçim sonucunda üç
olumsuz oya ragmen, Mustafa Kemal Pasa Kongre Baskanligina getirildi.
Mustafa
Kemal Pasanin Kongre Baskanligina itirazlarinin sebebi, kongreden önce
hazirladiklari manda isteklerini içeren raporlarini kolaylikla kongreye
kabul ettirmekti.
Erzurum
Kongresi Kararlarinda Yapilan Degisiklikler
5 Eylül
günü bayram kutlama mesajlari gönderildi. 6 Eylül Kurban Bayraminin ilk günü
oldugu için kongre toplanmadi. Bayram günü Sivas Belediyesi'nden bir kurul,
Kongre binasina gelerek kutlamada bulundugundan, 7 Eylül günkü toplantida
ziyaretin iadesi için karar alindi.
7 Eylül
günü kutlama telgraflari okundu, verilecek cevaplar belirlendi. Sonra
gündemin önemli maddelerinden olan Erzurum Kongresi Tüzük ve Bildiri
degisikligi ile ilgili görüsmelere geçildi. Mustafa Kemal Pasanin önceden
hazirladigi degisiklik paketi Kongre Genel Kurulu tarafindan kabul edildi:
Cemiyetin (dernegin) adi “ Sarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
” iken “ Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ” oldu.
“
Heyet-i Temsiliye (Temsil Kurulu) , bütün Dogu Anadolu'yu
temsil eder ” yerine “ Heyet-i Temsiliye bütün vatani temsil eder
” denildi.
“
Her türlü isgal ve müdahaleyi Rumluk ve Ermenilik kurma gayesine bagli
sayacagimizdan, topyekûn (hep birlikte) savunma ve direnme ilkesi kabul
edilmistir” cümlesi “Her türlü isgal ve müdahalenin özellikle Rumluk ve
Ermenilik kurma gayesine yönelmis faaliyetin reddi konularinda topyekûn
savunma ve direnme ilkesi kabul edilmistir ” seklinde
degistirilmistir.
Bu iki
cümle arasinda anlam bakimindan büyük fark vardir. Birincisinde Anlasma
devletlerine karsi düsmanca tavir alma ve direnmeden söz edilmiyor,
ikincisinde bu konu açiklik kazaniyordu.
Tüzügün
dördüncü maddesinde geçen “ Osmanli Hükümeti'nin yabanci devletlerin
baskisi karsisinda, buralari (Dogu illerini) birakmak ve
ilgilenmemek zorunda kaldigi anlasilirsa, alinacak idarî, siyasî, askerî
önlemlerin belirlenmesi ”, – geçici bir yönetim kurma–ile ilgili
olarak Sivas Kongresi “ buralari ” yerine , “ yurdumuzun
herhangi bir parçasini birakmak ve ilgilenmemek ” ifadesini kabul
etmistir.
Bu
degisikliklerle yerel bir kongre olan Erzurum Kongresi tüzük ve bildirisi,
Ulusal bir kongre olan Sivas Kongresi tarafindan genellestirilerek vatanin
tümünü kapsar bir hale getirilmis oldu.
Anadolu
ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin kurulmasi ile bütün yerel cemiyetler
bir çati altinda toplanarak, bu cemiyetin subeleri konumuna getirilmis
oldular. Böylece Millî mücadele merkezi bir örgütlenmeye gidiyor; ulusal
birlik ve ortak mücadele saglanmis, daginiklik giderilmis oluyordu.
Erzurum
Kongresi karariyla kurulmus olan Sarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve
Temsil Kurulu, yerini 11 Eylül 1919 günü Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk
Cemiyeti ve Temsil Kuruluna birakmis oluyordu.
Sivas
Kongresi'nde Manda Tartismalari
Paris
Baris Konferansi'nda Anlasma Devletleri temsilcileri dünyayi paylasmaya
kalktilar. Ancak çatisik istekler ortaya çikti. Bazi milletleri tümden
esaret altina alamayacaklarini düsünerek, isgal politikalarini örtmeye
yarayan yeni bir sömürü yöntemi gelistirdiler ve adina ‘Manda Yönetimi'
dediler.
Paylastirilacak yeni topraklar, dogrudan devletlerin eline verilmeyecek,
uygun görülecek büyük bir devlet, Milletler Cemiyeti adina bir yörede
vekaleten yönetimle görevlendirilecekti. Bu vekaleti alan devlet, sömürecegi
ulusun bagimsizligi hak etme süresini belirleyecekti.
Türkiye
disinda, Osmanli topraklari üzerinde kurulmus bütün devletler galip
devletlerin mandasi altina girdi ve uzun süre sömürüldü. Atatürk'ün
önderligi altinda girisilen ulusal Kurtulus Savasi basariya ulastigi için
‘Tam Bagimsiz' Türkiye Cumhuriyeti kurulmustur.
Manda
altina girmekten baska çare düsünemeyen Osmanli aydinlari, tarihi iliskileri
dikkate alarak Amerikan mandasi üzerine yogunlastilar. Amerika'ya mektuplar
yazdilar. Mustafa Kemal Pasaya gönderdikleri mektup ve telgraflarla onu da
etkilemeye çalistilar.
Erzurum'da bulundugu sirada, Halide Edip (Adivar) tarafindan gönderilen ve
Amerikan mandasinin ekonomik ve medeni destekten ibaret oldugu sözleri ile
dolu mektubu okudugunda sinirlenen Mustafa Kemal Pasa, yanindakilere söyle
seslenir:
“
Hayir pasalar hayir, hayir beyefendiler hayir, hayir hanimefendiler hayir,
manda yok.. Ya istiklal, ya ölüm var..
Amerikan
mandasi diye çirpinanlar, düsman isgali altinda bulunan sinirleri ve
zaaflari ile bu millete ve bize inanmayanlardir. Bizim hayal ve macera
pesinde kostugumuzu sananlardir. Eger, bunlar Anadolu'nun ve Türk milletinin
gerçek duygularini bilseler, bizim çalismalarimizin hedefini
kavrayabilseler, Erzurum Kongresi kararlarinin nasil bir millî vicdan ürünü
oldugunu takdir edebilseler, bu sakim
(hastalikli)
fikirlerinden dolayi utanç duyarlar. Bunlar, ümitsizlik ve bozgunluk
içinde realitelerden uzak olarak yasayan ve ne yapacaklarini, ne yapilmakta
oldugunu bilmeyen insanlardir.
Kongre
hissiyatini açiklikla belirtmistir. Heyet-i Temsiliye
(Temsil
Kurulu) kararini vermistir. Millî irade suur ve istikametini bulmustur.
Davamiz yürümektedir ve yürüyecektir. Basarili olmamak için hiçbir sebep
yoktur. Hiçbir olumsuz karari tanimayacagiz. Tek ve degismez parola sudur:
Tek tepe, tek kursun kalincaya kadar mücadele, yahut da: Ya Istiklal, Ya
Ölüm!
|